Sitemap

Ankara :)

4 min readJul 4, 2026

--

Sanırım Ankara’nın hayatımda kapladığı yere bakacak olursak, blogumdaki ilk yazımı yayımlamak için konu olarak bu şehri seçmem çok yerinde olacak. Arkada Vega’nın ‘Ankara’ şarkısı çalıyor. Bu şarkıyı Ankara’da canlı dinleme fırsatı da bulmuştum. Bu yazıda Ankara’nın benim için taşıdığı anlamları tamamen öznel olarak anlatacağım. Çünkü artık arkadaşlarıma ‘Ankara’yı özledim.’ , ‘Ankara benim evim.’ ve daha nice sözler söylemekten sıkıldım. İçimdekileri dökmek bana iyi gelecek diye düşünüyorum. İleride dönüp bakarım hem, belki çocuklarıma gösteririm. Eğer okuyan kişiler olursa da, keyifli okumalar dilerim. Umarım kalbimdeki Ankara’yı benim gördüğüm gözden görürsünüz ve hissedersiniz.

Ben Ankara’da gözlerimi dünyaya açtım, hayatla orada tanıştım. Şuan kapatılmış bir özel hastanede minicik bir kız çocuğu olarak dünyaya geldim. Bebekliğimi geçirdiğim ev, biz başka şehre taşınana kadar beni güvende tuttu, huzur verdi. Annem ve babam çalıştıkları için bakıcımız baktı bana, o büyüttü beni. Şimdi geriye dönüp baktığımda beni annem büyütse yine onunla bu kadar zıt karakterlere sahip olur muyduk, bu kadar tartışır mıydık diye düşünüyorum. Ebeveynlerimle haftasonları dışında vakit geçirdiğimiz pek anım yok. Bakıcımızla olan anılarım daha fazla olduğu için diğerleri zamanla silindi sanırım. Beni sanki ben narin bir kız çocuğuymuşum gibi büyüttü canım teyzem. Hep en sevdiğim yemekleri yapardı. Benimle oyunlar oynardı, hiç işim var demezdi. Yemek yaparken bana da gösterirdi bazı şeyleri, ‘İlerde sen de böyle yap tamam mı, tuzu çok koyma.’ derdi. Okula götürüp getirirdi. Bazen tek gitme ısrarlarıma dayanamayarak dikkatli olmamı tembihleyip tek başıma gönderirdi beni. Ben gözden kayboluncaya kadar da camdan bakardı arkamdan. Şuan olduğum kişide en büyük payı olanlardan biri o diye düşünüyorum ve bunun için hep şükrediyorum. İyi ki sen büyütmüşsün beni. Dünyaya bir daha gelsem yine seninle tanışmak isterim, ben çalışırken benim çocuklarıma da sen bak isterim. Yaramazlık yaptığım, seni kızdırdığım, üzdüğüm zamanlar için özür dilerim. Senin yanında şımarabileceğimi hissettirdin bana, o güven olmasa hiç kızdırmazdım ki ben seni. Bilerek yapıyordum yani merak etme :) Hayatımda kapladığın o kocaman yer için sonsuz teşekkürler.

Annem ve babamın geçmişte yaptığı ve yaptıkları için çok mutlu olduğum şeylerden biri, kardeşlerimin ve benim sürekli fotoğraflarımızı çekmeleri. O zamanlar küçükken kızıyordum sürekli çekmeyin diye ama şuan her bir fotoğraf karesine bakarken keşke daha çok çekselermiş, keşke çocukluğumun ne kadar mutlu geçtiğini somut olarak görebileceğim daha fazla resim olsa diyorum. O fotoğraflara düzenli olmasa da belli aralıklarla bakarım hep. Çocukken her şeyin rengi daha canlıymış deriz ya hep, bizim fotoğraflarımız kanıtlıyor bence bunu. Gözümdeki neşeyi ve parıltıyı da görüyorum o fotoğraflarda. Her bir köşesinde bir sürü anım olan Ankara, her fotoğrafta ayrı bir güzellikle gösteriyor kendini. İnsanları, sokakları, parkları hatta alışveriş merkezleri ile — küçük ben oradaki oyun alanlarını çok severdi — diğer şehirlerden daha huzurlu hissettirmeyi başarabilen bir ruhu olduğunu gösteriyor adeta. Fotoğrafların neredeyse hepsinde mutluyum. Küçük bir kızın 10 senelik yaşam sürecini görüyorsunuz o resimlere baktığınızda. Gülümsemesi hiç eksik olmuyor. Olduğu yerden ve yaşadığı hayattan ne kadar mutlu olduğunu gözlerinden okuyabiliyorsunuz. Yaşadığı o upuzun apartmandaki dairenin her bir odasında çekilmiş belki yüzlerce anı görüyorsunuz. Oyuncaklarıyla oynuyor, kardeşiyle vakit geçiriyor, abisini oyun oynarken izliyor. Ama hepsinde mutlu. Hep mutlu.

Get Borekcokseverim’s stories in your inbox

Join Medium for free to get updates from this writer.

Ankara’dan başka bir şehre taşınacağımızı öğrendiğimde o şehrin benim kalbimde ne kadar derin bir yere sahip olduğunu daha fark etmemiştim. Yıllar sonra tekrar Ankara’ya gelene kadar da fark edemedim aslında. Ancak şuan geriye dönüp bakınca hayatımın en mutlu 10 yılını orada geçirdiğim için Ankara benim gözümde toz pembe bir peri masalı gibi. Ankara’da acı, hüzün, korku, endişe ve sonradan hayatta deneyimlemek zorunda kaldığım o yorucu duyguların hiçbiri yok. Sadece tüm hayatı ailesi, arkadaşları ve oyuncakları olan o kız çocuğu var. Okula tek başına gittiğinde büyüdüğünü sanan, bakkaldan aldığı cipsi abisi görmesin diye saklayarak eve girmenin heyecanını yaşayan, akşam ezanının sesini duyduğunda eve koşup yarım saat daha izin almak için çabalayan, ailecek kutladıkları doğum günleri için en güzel elbiselerini günler öncesinden hazırlayan küçük bir kız çocuğu yaşıyor sanki Ankara’nın kalbinde. Onun gittiğini düşünmüyorum. Sanki hala o apartmanın 11. katında odasında oyuncaklarıyla oynuyor. Gitsem o zili çalsam koşarak o açacak sanki kapıyı. Ben o zili çalmadıkça Ankara benim için kalbinde o küçük kızı saklamaya devam edecek, ben de Ankara’yı çok sevmeye devam edicem. Kalbindeki o küçük kızı mutlu etmek için Ankara’nın her bir köşesini gezicem. Her bir parka gidip çimlerde onun koştuğu gibi koşucam. Her Avm gezişimde oyuncakçıya uğrayıp onun sevdiği reyonların arasında kaybolucam. Bazen yemek yiyeceğimde çocuk menüsü alıp onun seçeceğine emin olduğum oyuncağı seçicem. Bu hep böyle olacak; çünkü ben, o küçük kız büyüyüp yaşayacağımız zorluklar yüzünden canı yanmasın diye onu dikkatli bir şekilde Ankara’ya emanet ettim. Onu koruyacağından bir saniye bile şüphe duymuyorum. O yüzden Ankara’yı çok seviyorum.

Ankara benim evim gibi hissettiğim tek şehir. Sokaklarına aitmişim gibi hissettiren tek yer orası. Her ne kadar yurt dışı hayali kuran biri olsam da tüm kalbimle biliyorum ki dönüp dolaşıp benim geleceğim yer yine Ankara. İnsan kendi canından bir parçayı nasıl temelli bırakıp gidebilir ki zaten.

İnsanlara Ankara sevgimi anlatırken beni anlamadıklarını hissediyorum. Anlamalarını da beklemiyorum aslında. Onlar benim yaşadıklarımı yaşamadılar. Tüm aileleri ve hayatları alt üst olurken sığındıkları tek şey yorganın altında ağlayarak baktıkları Ankara’daki mutlu aile fotoğrafları olmamış ki hiç, nasıl anlasınlar.

Seni çok özledim küçük kız, çok hem de. Dışarısı biraz kötü, o yüzden orada — Ankara’da — güvendesin merak etme. Ankara seni koruyor. Ankara ikimizin de güvenli limanı, evi. Bunu sakın unutma. Kalbin sıkıştığında veya yorulduğunda 11. kattaki evimizden dışarı bak uzaklara doğru. Yan odada abin ve kardeşin oyun oynuyor. Güvendesin. Annen ve baban işten gelecek birazdan. Birlikteler. Seni çok seviyorlar; biricik kızlarısın, neden sevmesinler ki zaten. Büyümekten korktuğunu biliyorum. Ben büyüdüm ve ben de hala korkuyorum. Sen benim içimde var olduğun sürece her zaman bir şekilde toparlayacağım bizi. Hepsi geçicek, neler geçmedi ki. Yeter ki sen gitme. Korkup saklansan da güvende hissettiğinde göster yine bir şekilde kendini. Hala senin içimdeki küçük kız olduğunu ve bir yere kaybolmadığını söyle bana. Ne olursa olsun tamamen gitme olur mu?

Bana her zaman güvende hissettirdiğin için teşekkür ederim Ankara. Ruhumun huzur bulduğu tek yersin. Bendeki yerin asla dolmayacak. İstediğim tek bir şey var. Anılarıma ve o küçük kıza sahip çık olur mu? Onlar benim ayakta durma sebebim. Benim her şeyim.

--

--