Sitemap

Vaziyet –i Umumi

2 min readMay 22, 2026

--

Sevgili okurlar, son bir iki günde yaşananların pek iç açıcı olmadığı malumunuz. Ha, öncesi farklı mıydı; elbette hayır. Bu son yaşananlara belki son 10–15 yılın özeti, hatta sonucu diyebiliriz.

Başlık tanıdık geliyor mu? Can Yücel Baba’nın bir şiirinin adı Efendim. Şiirin tam halini merak ederseniz şöyle:

“Benim halim memleketin hali

üç gündür kabızım; dışarı çıkamıyorum

ne geğiriyor, ne osurabiliyorum

içim gırtlağıma kadar bok!

her zamanki gündelikçi kadın iki kız yollamış yerine,

acemi şeyler etrafımda dolanıp duruyorlar

zaten başım dönüyor,

yemekten içmekten kesildim

boyuna lağman yaptırıyorum, götüme fitil sokuyorum

bunlar yetmezmiş gibi dışarıda

sokak inşaatı yeniden başladı,

matkaplar gırla…

kendimi intihar edeceğim bir gün!”

Acaba yaşasaydı ne tepki verir, ne derdi bu son olanlara. Kimi nereye koyar, nereye sokar…

Ha belki başlık size Neyzen Baba’yı da anımsatmış olabilir. O da muhtemelen “Geçer…” derdi bu olanlara. Yine “Geçer” şiirinde şöyle der:

Get Hüseyin Çınar KARAKURT’s stories in your inbox

Join Medium for free to get updates from this writer.

“Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer.

Ömr-ü fani gibidir, gün de geçer dem de geçer.

Gam karar eyleyemez, hande-i Hürrem de geçer…”

Evet, edebiyat faslını bırakıp konumuza gelelim.

Türkiye düneyin yeniden anti-demokratik bir ülke olduğunu kanıtlamış bulundu. Bunu ben desem anlamsız olurdu belki, ama merak etmeyin Avrupa’da dedi benzer şeyi.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP davasında mutlak butlan kararı verdi.

Adil bir karar mıydı, gerçekten siyasilerden bağımsız bir karar mıydı? BENCE HAYIR.

Erdoğan evvelsi gün Trump ile telefonda görüşmüştü, Altaylı gibi bazı gazetecilerin yorumları da bu telefon görüşmesinin bu konuyla bağlantılı olduğu yönünde.

Muhtemelen bi’ nevi destek çağrısı yani.

Son birkaç güne bakıldığında olan yalnızca bunlar değildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim havasına girmiş gibi konuşmalarda bulundu. “Ayrılık da sevdaya dahildir.” Diyerek her seçim öncesi seçmeni duygusal psikolojiye sokması da bunun bir göstergesi bence.

Tüm bunlar gerçekleşirken bugün Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığının ilk günüydü.

Kurultaya gideceği bence kesin, aksine bir karışıklık olsun isteyeceğini sanmıyorum.

Ancak kurultaya gitmek değil, gidene kadar neler yaptığına bakmamız gerçekten bir proje olup olmadığını anlamamıza daha yardımcı olur.

Kılıçdaroğlu, yeni ekibini açıkladığı listede evvelsi gün yayınladığı videoyu tekrar paylaşanların ve destekleyenlerin isimlerini yazmıştı. Yani kendisine destek verenlerle yoluna devam edecek.

Ancak eğer kurultay öncesi il başkanlarını, MYK üyelerini de aynı şekilde değiştirirse gerçekten “UTANMAZ” bir adam olduğunu kanıtlamış olacak.

Ki muhtemelen dediklerim olacak, aksi halde Beyefendi şu an o koltukta oturmayı tercih etmemiş olurdu. Kaybettikleri ile oturmayı seçerdi…

Ne demiştik: Vaziyet-i Umumi.

Türkiye, tüm göstergeleriyle dünyanın gözünden düşüyor. Bunun kanıtını sorarsanız ben Trump’ın Erdoğan’ı bu kadar abartılı övmesini verebilirim. Sebebini siz düşünün, buraya yazamayacağım.

--

--