TÜRKİYE’DE “CEMAAT”E YÖNELİK SOYKIRIMA VARAN EYLEMLERİN X ALGORİTMASINDAKİ İNŞASI
Özet
@AliYerlikaya hesabından X platformunda “FETÖ” etiketiyle yaptığı 36 operasyonel paylaşımı dijital sosyoloji, biyopolitika, soykırım çalışmaları ve nefret söylemi perspektiflerinden analiz etmektedir.
Araştırma, devletin resmi hesabını Gülen Cema ati mensuplarını sistematik olarak insansızlaştırmak, bireysel kimliklerini silerek sayısal verilere indirgemek ve toplum nezdinde “sosyal ölüm”ü meşrulaştırmak amacıyla bir dijital panoptikon olarak kullandığını ortaya koymaktadır. “Kıskaç” serisi operasyon isimleri (Kıskaç-33’ten Kıskaç-40’a), metaforik şiddet içeren dil, görsel unsurlar (gergin müzikli videolar, kapı kırma sahneleri, yüzleri bulanık kelepçeli figürler) ve numerik vurgular (yıl toplamı 1601 tutuklama, 1524 adli kontrol), Gregory Stanton’ın soykırım aşamalarından insansızlaştırma, polarizasyon ve hazırlık evrelerini dijital ortamda yeniden üretmektedir. Bu paylaşımlar, algoritmalar yüzünden nefret söylemini normal gösteriyor. Böylece bir grubun kültürüne, sosyal hayatına ve haklarına sürekli zarar veriyor.
Anahtar Kelimeler: Sosyal ölüm, dijital otoriterizm, biyopolitika, algoritmik şiddet, insansızlaştırma, nefret söylemi, soykırıma varan eylemler, Kıskaç operasyonları
1. Dijital istisna hali ve sosyal medyanın teşhir mekanizması
2025 yılında Türkiye'de güvenlik politikalarının kamuya aktarılmasında X platformu önemli bir rol üstlendi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın hesabı üzerinden 2025 yılı içerisinde yapılan 36 paylaşım, geleneksel basın bültenlerini aşarak Giorgio Agamben’in “istisna hali” kavramını dijital ortama taşımaktadır (Agamben, 2005, p. 2). Agamben’e göre istisna hali, hukukun askıya alındığı ve egemen gücün çıplak şiddeti doğrudan uyguladığı durumdur; burada “homo sacer” –öldürülebilir ama kurban edilemez birey– yaratılır (Agamben, 2005, p. 83). Yerlikaya’nın paylaşımları (örneğin 21 Aralık 2025’te 76 şüpheli, yıl toplamı 1601 tutuklama; 21 Şubat’ta Kıskaç-40 ile 353 şüpheli), hukuki süreçleri beklemeksizin suçluluğu ilan etmekte ve Gülen Cemaati’ni toplum nezdinde kriminalize etmektedir. Bu paylaşımlar genelde şu sırayla gider: Operasyonun adı (çoğu zaman “Kıskaç-XX”), yakalanan ya da tutuklanan kişi sayısı, illerin listesi, sık tekrar eden suçlar (!) (“ByLock kullanıcısı”, “ankesörlü telefonla görüşme”, “finansman sağlama”, “propaganda”) ve çoğu zaman bir de vurgulu bir cümle (“Milli iradeye karşı kurulan tuzaklar bir bir bozuluyor”). Zygmunt Bauman’ın modernite analizinde vurguladığı gibi, bu numerik fetişizm şiddeti bürokratik “temizlik” işlemine indirger (Bauman, 1989, p. 98). Michel Foucault’nun panoptikon metaforu dijital boyuta evrilir: X, sürekli gözetim ve teşhir aracıdır; algoritma zafer ve öfke içeren yorumları öne çıkararak rıza üretir (Foucault, 1995, p. 200). Orlando Patterson’ın sosyal ölüm kavramı burada merkezidir: Birey toplumdan yabancılaştırılır ve onursuzlaştırılır (Patterson, 1982, p. 38). Claudia Card, soykırımı sosyal ölüm olarak açıklar. Card, soykırımın nesiller boyu ilişkilerin yok olması demek olduğunu söyler (Card, 2003, s. 63).
2. Söylem Analizi: “Kıskaç” Metaforu, İnsansızlaştırma ve Metaforik Şiddet
Veri setinde en baskın unsur “Kıskaç” operasyonlarıdır (Kıskaç-33: 8 Ocak, 63 şüpheli; Kıskaç-34: 14 Ocak, 110 şüpheli; Kıskaç-35: 18 Ocak, 47 şüpheli; Kıskaç-36: 24 Ocak, 71 şüpheli; Kıskaç-37: 4 Şubat, 93 şüpheli; Kıskaç-38: 10 Şubat, 45 şüpheli; Kıskaç-39: 15 Şubat, 103 şüpheli; Kıskaç-40: 21 Şubat, 353 şüpheli). “Kıskaç”, avcı hayvanın avını sıkıştırıp yok etmesini çağrıştıran vahşi bir metafor olup kökten yok etme niyetini bilinçaltına yerleştirir. Gregory Stanton’ın soykırımın on aşamasında dördüncü evre insansızlaştırmadır: Hedef grup haşere veya tehdit olarak tanımlanır (Stanton, 2016). Dil doğrudan insansızlaştırmayı pekiştirir: “Güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüten”, “ankesörlü irtibat”, “finans sağlayan”, “propaganda yapan”. Bireyler aile/meslek rolleri yerine “şüpheli stok” olarak sunulur (örneğin 21 Aralık: 76 şüpheli; 6 Mayıs: 208 şüpheli). Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” tezi, bürokratik rutinin düşüncesizliği teşvik ettiğini vurgular (Arendt, 1963, p. 252).
Görsel dil vahimdir: Videolarda gergin müzik, kapı kırma, arkası dönük kelepçeli figürler “insan” yerine “hedef” algısı yaratır (örneğin 21 Aralık videosu, 44 sn; 17 Aralık, 35 sn). Bu, biyopolitik kontrolün uzantısıdır: Modern iktidar “anormal”i dışlar (Foucault, 1995, p. 201). Nefret söylemi, “tuzaklar bozuluyor” ifadeleriyle polarizasyon yaratır (Stanton, 2016).
Get Salih TAS’s stories in your inbox
Join Medium for free to get updates from this writer.
3. Verilerin Trofeleştirilmesi: Numerik Fetişizm ve Bürokratik Şiddet
36 paylaşımda bireyler sayısala indirgenmiştir: 353 (Kıskaç-40), 286 (21 Ekim), 208 (6 Mayıs), 178 (7 Kasım), 169 (30 Nisan), 160 (17 Aralık), 156 (1 Temmuz), 121 (2 Aralık), 110 (Kıskaç-34), vb. Yıl toplamı 1601 tutuklama ve 1524 adli kontrol (21 Aralık paylaşımı) trofe gibi sergilenir. Bauman, Holokost’taki bürokratikleşmenin sorumluluğu dağıttığını belirtir (Bauman, 1989, p. 104).Card’a göre soykırım sosyal ölümle ilişkileri yok eder (Card, 2003, p. 73). Cemaat mensupları “doktor, öğretmen” değil, “etkisiz hale getirilecek veri” olur. Agamben’in homo sacer kavramı örtüşür: Grup hukuk dışı ilan edilir (Agamben, 2005, p. 83). Dijital ortamda izler silinmez.
4. Etkileşim Şekilleri, Algoritmik Rıza ve Sessizlik Sarmalı
X algoritması duygusal içerikleri öne çıkarır. Paylaşımlarda binlerce “ellerinize sağlık” yorumu rıza üretir. Sessizlik sarmalı muhalif sesleri bastırır. Bu, Stanton’ın polarizasyon ve hazırlık aşamalarını dijitalleştirir (Stanton, 2016).
5. Sonuç: Dijital sosyal ölüm ve geleceğe dair düşünceler
Bu çalışmada bakılan 36 paylaşım, Ali Yerlikaya’nın resmi hesabını sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkarıp, Gülen Cemaati’ne karşı planlı bir “sosyal ölüm” çalışmasının aracı yaptığını açıkça gösteriyor. Orlando Patterson’a göre kölelikte sosyal ölüm, bir insanın toplumla tüm bağlarının kopması, saygısını kaybetmesi ve diğerleri için artık tamamen tanınmaz biri olması demektir (Patterson, 1982, s. 38). Yerlikaya’nın paylaşımları tam olarak bu süreci dijital ortamda yeniden üretmektedir: Cemaat mensupları, aile rolleri, meslekleri ve bireysel hikayeleri silinerek yalnızca “şüpheli” numaralarına indirgenmekte, toplum nezdinde “lekeli” ve “tehlikeli” ilan edilerek sivil ölüme mahkum edilmektedir. “Soykırıma varan eylemler” ifadesi burada boş bir retorik değildir; Raphael Lemkin’in soykırım tanımındaki gibi, bir grubun fiziksel imhasından öte kültürel, sosyal ve varoluşsal yok edilmesini hedefleyen planlı bir niyet içermektedir. Gregory Stanton’ın on aşama modelinde gözlendiği üzere, insansızlaştırma, polarizasyon ve hazırlık evreleri bu paylaşımlarda belirgin şekilde mevcuttur (Stanton, 2016). “Kıskaç örneğiyle başlayan sert sözler, sayı verip yapılan övgüler ve gösteriş için seçilen görseller, hedef alınan grubu insan gibi göstermiyor. Bu yüzden toplumun vicdanı zamanla körelip duyarsızlaşıyor ve algoritmalar bu durumu kalıcı hale getiriyor. Michel Foucault’nun panoptikon benzetmesi, dijital çağda herkesin sürekli izlendiği ve kendini gösterdiği bir düzene dönüştü (Foucault, 1995, s. 200). X platformu paylaşımları uzun süre tutar. Hedef kitleyle ilgili bilgiler internette kalır ve arama motorları bu bilgileri kolayca bulur. Bu durum insanların internet geçmişini uzun süre etkiler. Zygmunt Bauman’ın modernite ve Holokost analizinde vurguladığı bürokratikleşme, burada numerik fetişizmle birleşerek şiddeti sıradanlaştırmakta ve sorumluluğu dağıtmaktadır (Bauman, 1989, p. 104). Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” tezi ise, bu rutin operasyon duyurularının düşüncesiz bir şekilde nasıl en büyük kötülüğü mümkün kıldığını açıklamaktadır (Arendt, 1963, p. 252).Bu süreç, yalnızca fiziksel operasyonlarla sınırlı kalmamakta; Claudia Card’ın belirttiği gibi, sosyal ölüm bir grubun nesiller boyu toplumsal ilişkilerini yok etmekte ve kültürel varlığını tehdit etmektedir (Card, 2003, p. 73). Giorgio Agamben’in homo sacer düşüncesi, devlet bir grup insanı hukukun dışında bırakınca bu kişilerin öldürülebilir olduğunu söyler (Agamben, 2005, s. 83). 2025 yılı boyunca yapılan bu dijital gösterim, toplumda derin bir ayrışma ve nefretin yaygınlaşmasına neden oldu. Algoritmalar sayesinde, pek çok kişi olan bitene sessizce onay verdi. Gelecekteki araştırmalar, bu dijital gözetimin toplumda zamanla neleri değiştirdiğini araştırmalı. Nefretin gençlere nasıl yayıldığını, karşı gelenlerin nasıl susturulduğunu, toplumda güvenin nasıl azaldığını ve demokrasinin dijital baskı altında nasıl savunmasız olduğunu incelemeli. Ayrıca, benzer devlet iletişim yöntemlerini karşılaştırmak, dünyada dijital otoriterliğin nasıl arttığını gösterebilir. Sonuçta Yerlikaya’nın paylaşımları, devletin sosyal medyayı bir grubun ortaya çıkması ya da yok olması için nasıl kullanabileceğini açıkça gösteriyor. Bu durum sadece Türkiye’de değil, dijital çağda dünyanın her yerinde devletlerin insanlara zarar verme gücünü gösteriyor.
Kaynakça:
Agamben, G. (2005). State of exception (K. Attell, Çev.). University of Chicago Press.
Arendt, H. (1963). Eichmann in Jerusalem: A report on the banality of evil. Viking Press.
Bauman, Z. (1989). Modernity and the Holocaust. Polity Press.Card, C. (2003). Genocide and social death. Hypatia, 18(1), 63–79.
Foucault, M. (1995). Discipline and punish: The birth of the prison (A. Sheridan, Çev.). Vintage Books. (Orijinal yayın 1975)
Patterson, O. (1982). Slavery and social death: A comparative study. Harvard University Press.
Stanton, G. H. (2016). Ten stages of genocide. Genocide Watch. https://www.genocidewatch.com/tenstages
Yerlikaya, A. [@AliYerlikaya]. (2025). 2025 yılındaki X paylaşımları. X platformu.







