Altın Elbiseli Adam: Barkın Bayoğlu’nu Anıyorum
Bu yazımda, motosiklet camiasında adını altın harflerle kazıyan ve “Altın Elbiseli Adam” olarak bilinen Barkın Bayoğlu’nu anlatacağım. Onu ilk izlediğimde, yirmili yaşlarda motosiklet almayı düşünen bir gençtim. YouTube’ da “Motosiklet alırken dikkat edilmesi gerekenler”, “Motosiklet nasıl kullanılır?” gibi videolara göz atarken tesadüfen onun içeriklerine rastladım. Önce bir-iki videosunu şöyle bir göz ucuyla izledim. O zamanlar aslında motosiklet alacak param yoktu. Çevremdekilere motosiklet almak istediğimi söylesem, “İki teker şeytan işi,” diyerek bir ton laf edeceklerini biliyordum. Almayacağım baştan belli olmasına rağmen kendimi sürekli onun anlattıklarını izlerken buluyordum.
Ücret duvarına takılmadan yazının tamamını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Zaman geçtikçe bir şeyi fark ettim: Evet, motosikletlere ilgim vardı, ama “Kullanabilir miyim?” sorusuyla gelen endişelerimi bir türlü yenemiyordum. Ancak asıl fark ettiğim şey, benim Altın Elbiseli Adam’ı sevdiğimdi. Onun anlattıklarını keyifli hale getiren tarzını, komik mizacını ve en önemlisi hayata olan bakış açısını sevmiştim. Her videosunda en az bir kez bu dünyada geçici olduğumuzu hatırlatan, tertemiz yüreğini bize açan ve samimiyetini hissettiren biriydi. Anlattığı teknik detayların yanı sıra, sürekli hayatın içinden verdiği örnekler bana göre fazlasıyla anlamlıydı.
Hayatımın şu evresinde, onun anlattıkları benim için daha da anlam bulmuş durumda. Sanki onu gerçekten tanıyan birisi gibi hissediyorum. Ölümü beni derinden üzmüştü. Bazen düşünüyorum: Böyle bir samimiyete ve hayata onun gibi bakabilen bir insana hayatımda hiç rastlamamış olmak beni eksik hissettiriyor. Bu kişi bir arkadaş, bir akraba olabilirdi… Ama yok.
2017’de geçirdiği bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybetti ve benim gibi birçok sevenini üzgün bıraktı. Onu özlüyorum ve hala izlemeye doyamıyorum. Otuz yaşıma geldim; motosikletim hâlâ yok, belki hiçbir zaman da olmayacak, kim bilir. Ama onun videolarını izlemeye ve söylediklerinden ilham almaya devam edeceğim.
Get Metonya Cumhuriyeti’s stories in your inbox
Join Medium for free to get updates from this writer.
Bu yazıyı, onun sürekli gülen yüzüne selam durarak bitirmek istiyorum. Sizlerin de yüzünü gülümsetmek adına, Barkın Bayoğlu’nun o eşsiz esprili mizacını yazıya taşımaya çalıştım:
- Yapılan her riskli hareket, bir bakarsın maç biter.
- Kavşakta yapılan yavşaklık çok fena biter. (Bu benim favorim!)
- Trafikte hatalı bir sürücüye söylediği: “Kızımız da araba kullanmayı yeni öğrendi, Rıfkı amcası.”
- Motora yeni başlayanlara seslenirken: “Önlerine çıkan ilk takside pat diye düşerler, sonra da: ‘Yav ağabey, çok tehlikeli bu motor yav!’ derler.”
- Kasislerden ve çukurlardan geçmek üzerine: “Bu çok önemli bir konu, çünkü ülkemizin yolları Mogadişu.” 😊
- Motorda yanlış oturuş üzerine: “Genelde ülkemizde saçı az, göbeği çok eğitmenlerin söylediği bir tabir vardır: Motorda patates çuvalı gibi oturulur. Fır fır, ‘Ne güzel gidiyorum!’ der. O zaman çuval gibi sürer tabii, sonra da indiğinde: ‘Ah, her yerim ağrıyor, motor çok yordu, yollar da berbat!’ der.”
- Fren kullanımı üzerine: “Aman, freni harşt diye sıkmayın, yumuşak şekilde sıkın, böyle tatlı tatlı.” 😊
- Virajda ön fren kullanımı üzerine: “Böyle yapmak, asfaltla yakın dostluklar, hatta akrabalıklar anlamına gelebilir.” 😊
Buraya kadar okuyanlara, Barkın Bayoğlu’nun şu sözleriyle veda etmek istiyorum:
“Ve her şey kötü gittiğinde dahi, çok dertlendiğinizde dahi, unutmayın: Gidecek hep daha fazla yol var.”








