Member-only story
Frekansın Yükseldi, Çevren Boşaldı — Peki Sonra?
Yalnızlaşmanın ilk yazısında “yol arkadaşların değişir” demiştim. Bu yazı, o değişimin arasındaki boşluk hakkında.
Bu yazı, en çok okunan yazım “Frekansın Yükseliyorsa, Yol Arkadaşların da Değişir”in devamıdır.
İlk yazıya gelen yorumların çoğu aynı yerde düğümleniyordu:
“Tamam, eskiler gitti. Yeniler nerede?”
Haklı bir soru.
Çünkü değişmek üzerine konuşurken genellikle ayrılma anını anlatıyoruz. Sınır koyduğunuz günü. Artık size iyi gelmeyen bir ilişkiye mesafe aldığınız zamanı. İlk defa istemediğiniz bir şeye “Hayır” diyebildiğiniz o ânı.
Sonra hikâyeyi biraz hızlı ilerletiyoruz.
Yeni insanlar, daha derin sohbetler, kendiniz olabildiğiniz ilişkiler…
Ama aradaki cumartesi akşamını pek anlatmıyoruz.
Telefonun çalmadığı, kimsenin bir yere çağırmadığı, sizin de kimi arayacağınızı bilemediğiniz o akşamı.
Kararınızdan memnunsunuz. Yine de yalnızsınız.
İnsan bu iki duygunun aynı anda var olabileceğini kolay kabul edemiyor. Doğru bir şey yaptıysa hemen iyi hissetmesi gerektiğini düşünüyor.
Oysa bazen kendinize daha dürüst davranmaya başladığınızda, hayatınız bir süre daha sessiz hale gelir.
Ve o sessizliğin içinde şu soru büyür:
“Ben gerçekten değişiyor muyum, yoksa hayatımdaki herkesi kaybediyor muyum?”








