Member-only story
Ortak Coğrafyalar, Mültecilik ya da Eve Döneceğiz
Anlayış ve farkındalık
Okuduğum her yeni kitapla ruhumun yaralandığını hissediyorum. Okudukça, genişleyen zihnimin cahilliğe kucak açtığı zamanları hatırlıyorum. Bencil, bireyci ve kapitalist. Her sayfada utancım artıyor. Kim olduğumu sorup duruyorum, nereden gelip nereye gittiğimi de. Fakat bazı yerleri hep es geçmişim. Bunlar kilit noktalar, tarihim, coğrafyam ve dinim-dilim.
Bu konuyla ilgili sayısız yazı, video, belge ve daha fazlası fazlasıyla var. Bugün kendi adıma bazı şeyleri daha net görüp itiraf edebiliyorum, kendimi affedip ilerlemek istiyorum, zihnimde ve vicdanımdaki bazı noktalar hep tutsak kalmış, yeni fark ediyorum. Konu mülteciler, savaşlar ve coğrafya.
Gönül Coğrafyamız
Dünya milletleri ve İslam ümmetine önderlik eden imparatorluk zamanlarımız pek doğal olarak geride kaldı fakat bunun gerçekten bilincinde miyiz, tarihimize sahip çıkabiliyor muyuz, bundan emin değilim. Üç kıtaya hâkim olan Osmanlı’dan geriye kalan fiziki ve vicdani coğrafyamızı ne kadar biliyoruz, Kırım’dan Filistin’e, Musul’dan Bosna’ya kadar her yer memleketimizdi. Emperyal güçler cetvelle çizdikleri fiziki sınırları ta içlerimize, gönüllerimize kadar nasıl çekip çekiştirdiler?








