Trump-Putin zirvesinin merkeziydi: Rusya Alaska’yı ABD’ye satarak hata mı yaptı?
Son günlerde Trump–Putin zirvesine ev sahipliğiyle konuşulan Alaska, bir dönem Rusların kürk arzusu uğruna ekosistemi tahrip ederek, yolları boyunca tüm kürklü canlıları silerek ulaştığı topraklardı.
Rusya’nın 1867’de Alaska’yı ABD’ye satması, 19. yüzyılın en çok tartışılan tarihi kararlarından biriydi. O dönem için stratejik ve ekonomik gerekçelerle mantıklı görülen bu satış, bugün geriye dönüp bakıldığında farklı değerlendirmelere konu oluyor.
Jeopolitik baskılar ve ‘zorunlu seçim’
19. yüzyıl ortalarında Rusya, büyük askeri ve ekonomik sıkıntılarla karşı karşıyaydı. Kırım Savaşı’nda İngiltere karşısında alınan ağır yenilgi, donanmanın zayıflaması ve ülkenin ciddi mali sıkıntılara sürüklenmesi, Alaska’nın elde tutulmasını zorlaştırdı.
written by Scott Mclaughlan, PhD Sociology
Ayrıca İngiltere’nin Pasifik’te güçlenmesi ve ABD’nin batıya doğru genişlemesi, Rusya açısından Alaska’nın ileride kaybedilmesi ihtimalini artırıyordu.
Dolayısıyla Moskova’nın önünde iki seçenek vardı. Alaska’yı savaş yoluyla İngiltere’ye kaptırmak ya da gönüllü bir satışla ekonomik kazanç elde etmek.
Get Batıkan Altaş’s stories in your inbox
Join Medium for free to get updates from this writer.
Neticede İngiliz korkusu ağır bastı diyebiliriz. O dönem İngiltere, önü alınamaz bir küresel/süper güçtü. Şimdinin ABD’si gibi düşünebiliriz.
Ekonomik kaygılar
Rusya’nın Alaska’daki kolonisi hiçbir zaman güçlü bir yerleşim merkezi haline gelmedi. Bölgede yaşayan Rus nüfus birkaç yüz kişiyi geçmiyordu ve koloninin ihtiyaçları büyük ölçüde yerel kabilelerden, Amerikalılardan ve İngilizlerden karşılanıyordu.
En önemli gelir kaynağı olan kürk ticareti ise 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde hızla gerilemeye başlamıştı bile.
Bütün bu koşullar altında Alaska, Rusya için yük haline gelen bir lüks olarak görülüyordu.
Satışın mantığı ve bugünden görünüm
Alaska 30 Mart 1867’de imzalanan antlaşma ile ABD’ye 7,2 milyon dolara (yani santimi 2 sente) satıldı. O dönemde bu miktar Rusya için önemli bir mali destek anlamına geliyordu. Ancak sonraki yıllarda Alaska’da keşfedilen petrol ve doğal gaz gibi zengin enerji kaynakları, bu satışın “kaçırılmış bir fırsat” olduğu yönündeki yorumları beraberinde getiriyor.
Soğuk Savaş döneminde ise Alaska’nın stratejik konumu daha da belirginleşti. Alaska, ABD’ye Sovyetler Birliği’ne karşı önemli bir askeri üstünlük sağladı. Bu açıdan bakıldığında, Rusya’nın Alaska’yı elinde tutması halinde 20. yüzyılın jeopolitik dengeleri çok farklı gelişebilirdi.







